Son Cengiz Aydın Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Son Cengiz Aydın Şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2015 Cuma

Aşk Buralara Nah Uğrar 2. Baskısıyla Tüm D&R Mağazaları ve Kitabevlerinde.

Beyninde yatacak yer, kalbinde yorgan verdiğin kelimelerimle kucaklıyorum seni. Kahve koyusu bakışlarını çıkar sakladığın yerden, yazdıklarımı onlarla oku. Saçlarını tarama lütfen ve şık bir şeyler giyme, bırak üstünde seni nasıl hayal ediyorsam o kalsın.
Kulağım sesine müptela. Gülüşün başyapıt. Felsefem öğretilerini dilinde temize çekti. Adın pamuk tarlalarının beyazında bir Tanrı. Akdeniz’in sularıyla şiir şiir yıkasam yine de kaçmaz gözlerinin rengi.
Bir bekleyişe daha ispiyon ettim kokunu. Bin duayı daha saldım peşine. Aşırı dozsun mutluluğuma, bu nefesime iyi geliyor. Bana yakışıklı bir ruh giydiriyorsun ki, zordur cesetleri giydirmek.

Ekose paltolu bir kadın masalı fısılda kulaklarıma, sevmelerine vatan olayım. Göğsüne aşk ayarlı bombalı pankart astım sevgilim, okumayı unuttuğun an patlayacağız.
Son Cengiz Aydın // Aşk Buralara Nah Uğrar





16 Ocak 2015 Cuma

Son Cengiz Aydın // Aşk buralara NAH uğrar

Son Cengiz Aydın "Aşk buralara NAH uğrar" 19 Ocak 2015'te Tüm D&R Mağazaları ve Kitabevlerinde.

Birbirine çok âşık iki kirpiydik seninle; sarılsak canımız, ayrılsak kalbimiz acırdı. “Bırakın aşkı, bırakın sarılmayı, aynı coğrafyada nefes aldığınızı bilmekle mutlu olun, bu sizin tek varoluşunuz.” dedi Tanrı.

Tanrıya tabiydik… Tanrı yarattığı kirpilerin de âşık olabileceğini hesaplamamış olabilir miydi? Bunu hiç düşünmedik…

Bunu düşünmek büyük günahtı.

Son Cengiz Aydın // Aşk buralara NAH uğrar



23 Mayıs 2014 Cuma

Son Cengiz Aydın “Haddimden Bildiriyorum” un çıkış tarihi 2 Haziran.

“İstediğin yalanın göbeğinde uyu. Dilediğin bulmacanın içine gizlen. Sonra çık ortaya yüzüme tükür! İnan ki umurumda değil; benim aşktan anladığım sensin.
Dilimde tüy biter, çilek yetişir, ağaçlar çiçek açar, gün gelir sen bitersin ama kulakların duvar; duymaz sevişlerimi.
O kadar kal hakkım var ki sende; gel gel ödeyemezsin.”

22 Mayıs 2014 Perşembe

"Son Cengiz Aydın / Haddimden Bildiriyorum" çok yakında tüm kitabevlerinde

İlk kitabım “Aşk buralara NAH uğrar”ın ardından uzun zaman geçti dostlar... Hayata dair ne varsa yaşamaya ve yazmaya devam ettim. Şimdi yazdıklarımı okutma vakti. Şimdi okuyup düşünme, düşündükçe delirme vakti. Yeni kitabım “HADDİMDEN BİLDİRİYORUM” çok yakında Tüm D&R mağazaları ve kitabevlerinde... Agresifçe istemeye hazır olunuz.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Maria’nın ruhumdaki izdüşümü

ahh maria; gözlerimde söndürdüğün sigaraların acısını yeni hissettim. otel kapılarından kovulmalarımız şimdi komik geldi ve acelesi olmayan öpüşmelerimizin tadına yeni vardım.dudaklarında damıtıp kulaklarıma yolladığın rafine cümlelerin kışkırtıcılığı tekrar vücut buldu bedenimde.

24 Eylül 2013 Salı

Hükmen yeniğiz başlama vuruşum.

Sen kalbini savunuyordun, ben aklına atak üstüne ataktım. Dar alanda kısa paslaşmalarla birbirimizi kazanmaya uğraşıyorduk. Tatil edilen bir derbi gibi yarım kaldı hevesimiz... Hükmen yeniğiz başlama vuruşum. Bir daha karşılaşırsak lütfen gol olalım. Gömlek cebinde deprem taşıyan adamlar her şeyi hisseder ve unutma ki her yeni gün mutluluk için yeni bir şans değildir. Bu pembe bir örtülü ödenektir... Ama pembe orospudur ödemez.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Kaza sonrası atılan ilk çığlık

Aslında birbirimizi o kadar iyi anlamıyoruz ki, boşa giden konuş(ama)malarımızdan bir kitap çıkarsak, yok satar… Benim tüm sağır deşeleyişlerim senin paronayak kalbine çarpıyor. Emin olduğumuz tek şey eminsizliğimiz. Kaç defa açık kalan kalp kapakçıklarımızdan firar edip, çöplerden topladık sevişlerimizi.

Aynı yatakta çırılçıplak tene dokunmadan seyretmeyi sevmek değil miydi aşk… Şimdi söyle bana; kaç kişi diz kapaklarını sevdi, kaç kişi ayak izlerini ve kaç kişi avuç içini… Odalarında kaç niyeti belliyi daha misafir edeceksin? Kaç ısırığa daha tahammülün var? Kaç ısırıklık daha canın kaldı?

Saatim geri zekama beş var

Orta yolunu asla bulamadığım, hep patika kaldığım yaşam serüvenim de, saatim her daim geri zekama beş var,  her daim birşeylere geri durmuşluk, geç kalmışlık var. Aklımı vuran, ezen, aşağılayan, hiçlik savuran, savurdukça savrulduğum cümleler ağzından fışkırdıkça, inadına umut etmeyi öğrendim, ehlileştim, tamamlandım.

Sigaramın dumanı ciğerlerimi döverken, hüzün gözlerini düşünmeyi seveli ne çok olmuş, ne çok olmuş siyanürlü aşklar paçalarımdan akalı ve bulalı seni.

18 Ağustos 2013 Pazar

İstediğim sorudan hiç başlamadım

Tam oluyorduk yarımlarımızı çeyrek ettiler. Yine de bardağa değen kaşık sesi duysam içtiğin çay olurum. Seneler önce buralara uğrayan ihtimalin yakın tanıdığıyım. Ayıp olmasın diye gözleri nemli güvercinlere ev oldum. Ebem hüzün. Gözyaşım ırsi. Yolumdan en son geçen halayı hatırlamam. Karnı doğuştan tok beslenme çantamın. Uçurtmaları sevdim, uçurtmaları yemin gibi…

29 Mart 2013 Cuma

Matematik bizimle kafa buluyor


tembel ve turuncusu bol zamanlar hayal ediyorum,
rüzgar ılık ılık huzur üflüyor, dağılıyor saçların,
parmakların saçlarını düzeltmekten yorgun.

16 Şubat 2013 Cumartesi

... sonra çay içeriz. şansımız varsa yağmur da yağar. damlalara huzur yüklemece oynarız.


6 kasım 2012 de

“... sonra çay içeriz. şansımız varsa yağmur da yağar. damlalara huzur yüklemece oynarız. benim damlam seninkini alnından öper. güzel şeyler olur. belki aşk bizi sever. sen gel bence.” diye bir yazı yazmıştım.

bu yazı cengiz aydın adı ile oldukça fazla paylaşıldı. sonra ne olduysa bu yazının isimsiz paylaşıldığına şahit oldum. gördüklerimi uyardım. yazılarımı takip eden dostlarım da gördükleri yerlerde gerekli uyarıları yaptılar. konuyu şurada oldukça detaylı ve görselleriyle anlatmaya çalıştım. dileyenler verdiğim linkten inceleyebilirler. google a “damlalara” yazdığınızda altından hemen “damlalara huzur yüklemece” çıkıyor. bu yazım bir şekilde lale müldür adıyla paylaşılıyor ve ben buna deliriyorum. lale müldür twetter sayfasının konuyla ilgili özür dilemesi yazımın hala lale müldür imzasıyla paylaşılıyor olması gerçeğini değiştirmiyor.  altta konu ile ilgili lale müldür twitter sayfasının admini ile yorumlaşmlarımızı okuyabilirsiniz.

10 Şubat 2013 Pazar

Hepimiz keliz... Hepimiz Son Cengiz Aydın


Var olun ki; çok sayıda mail ve meaj geliyor... Kitabımı, (Aşk buralara NAH uğrar) yazılarımı okuyan ve takip edenlere çok teşekkür ediyorum. Bana ulaşan mailleri, mesajları genelde okuyorum. Okuduğumda da yazdıklarımın insanlara ulaştığını görüyorum... Bu mutlu ediyor. Zira zaman zaman dilim sert ve anlaşılmaz olabiliyor ama benim bu anlamda anlaşılma kaygım yok. Kaygılar yazanın kalemine prangadır. Beni anlayan okusun gibi bir öngörüm var ve bu anlayanların hızla çoğalması hoşuma gidiyor.

7 Şubat 2013 Perşembe

Gemisine aşık bir limanım ben


Yağmur, simsiyah bir ızdırapla birlikte yağıyor üstüme. Islak, kuytusuz ve umutsuzum.  Bulamadı ya parmaklarım uzanıp dokunacakken saçlarını. Ve duydum ya dilinde patlayan mayınların seslerini. Öyle nefretle, öyle iğrenmiş bağırıyordun… O sesler; uğursuz bir ayninin ortasında aldı canımı.

Ve sökülür bir aşkın izleri


ve sökülür bir aşkın izleri
sabaha karşı yazılmış şiirin satır aralarından.

Bir Bohemi anlamak…


Sürecin diktiği ceketi giymem, içinde bir bardak çay sıcaklığı olan paltomu sürece giydiririm, bıçak sırtı ruh hallerim hayatı çözmüşlüğümden gelir ve çözdüğüm için buyum, asi bir mualif azılı bir duygu militanıyım. Rüzgar ruhluyum, aceleyi zaman kavramını sevmem, tutarsızım, anlık mutluluklardan haz alırım, sonrasında rüzgarın beni götürdüğü yere giderim, ait olmak beni bitirir.

Sahte melek


Derince çekilen sigaranın ucundaki külü,  sağ el işaret parmağı ile dokunup küllüğe bırakışını izledim, ben sana, sen yalnızlığa bakarken. O an işte o an kendimi kül gibi hissettim. Ne düşünülerek içildiği belli olmayan sigaranın külü gibi…

Facia festivalleri


yasal takipler, vergi dairleri, icra daireleri, uçan daireler, sıçan daireler, yalakalıklar, kokuşmuş sistem, kokuşmuş ilişkiler, jiletler, tuzlar, kesici ve delici aletler birliği, diyaframından öptüklerim, uzun kırmızı vıceroy, en son kaça olurlar, sevgi kelebeği modern polyannalar, son ödeme gününü siklemeyen fatura hikayeleri, sahte cennet ilahları, kaos günleri, sızı geceleri, facia festivalleri… sizinle oynamadım ama kazandınız…

Depozitosuz şeylere benziyorum


Frizbi tanrısı ihtilal yaptı; artık elden ele dolaşmayacak saç kokusu ve duygular sezonluk kiraya verilmeyecek. Bu kadar az seversen olacağı buydu; amele yanığı gibi duruyorum üstünde. Boyunu aşan yerlerde aşka girme diyor olaya telefonla bağlanan şahıs. Ben de evlere şiire gidiyorum, düz yazıya gidiyorum, alayını es geçip al ayını da git gibi kelime oyunları oynuyorum. Aslında ben bir oturuşta üç kişilik sevebiliyorum. İmkan verilse aşkla çalışan otomobil de yaparım.

Ben bu filmde çok oynadım


Şarkının içinden kaçıp; söz yazarını, bestecisini ve dinleyeni öldürmeye tam teşebbüs eden sesler duyuyorum. Birer bomba gibi patlayan notalardan savrulan şarapnel parçaları kalbime isabet ediyor. Şarkı; bir cinayetin azmettiricisi.  Şarkı; eş(ey)siz üreyen, beynimi çoğalarak siken bakteri.

Müteşebbis duygularım amuda kalkmışken ölür


Kumarda saatini kaybeden horozların dramıdır erken ötmek. Erken kalkan yol alıyorsa, erken öten horozun kafasını koparan sadist midir? Denizler tanrının göz yaşlarıysa, üç tarafı denizlerle çevrili coğrafyada, denize para ödeyip girmek nasıl bir kapitalizimdir? Tanrı kapitalist midir?