Uzakların kolu kırık sarılmaya. Kırlangıç gelinler böğürtlen tarlasında yasta. Bir kader susuşu imzalı ellerimizde. Garlar avuç avuç kolera vebası, trenler tutsak. Seni yazmaya öyle utanır ki ellerim. Sen hangi efsanenin koynunda evladiyelik uykudasın. Bu güz’den, bu buz yanığından korkarım.
Bir sual var kulağımda ve karnımda dilini yutmuş enfes bir acı; gül boynundan iki kez kırılır mı? Biz ki seninle aynı yerimizden iki kere kırıldık. Sen yine de bir gül yaprağı düşür yüzünden yüzüme sevgili. Sevmek provası olsun tüm uzuvlarım.


